Kolonizasyon Başlangıcı (İ.Ö.11.yüzyıl)

 

Bugünkü bilgilerimize göre yaklaşık İ.Ö.1180 yıllarına dek süren ve gerisinde büyük bir boşluk bırakan Deniz Kavimleri hareketinin durulmasından sonra Hellas (Yunanistan) bugün Makedonya ve Kuzey Yunanistan'da yerleşmiş ve Hellence'nin değişik bir lehçesini konuşan Dor kabilelerinin istilasına uğradı. Bu kabileler, Hellas'da standardı yüksek bir uygarlık kurmuş ve Deniz Kavimleri hareketleri ile de bu uygarlığın çöküşünü yaşamış olan Aka toplumuna nazaran göçebeliğe dayanan zinde toplumsal örgütlenmelerini korumuşlardı. Dor kabilelerinin ağır baskıları karşısında Aka halklarının artıkları Deniz kavimleri kargaşasından yaklaşık 100 yıl sonra efsanevi önderlerinin liderliğinde daha önceden tanıdıkları bir yakın coğrafyaya, Batı Anadolu kıyılarına göç etmeye başladılar. Daha sonra tarihte İonlar olarak anılacak gruplar Smyrna (İzmir) ile Büyük Menderes nehri arasındaki kıyılara, ve Samos (Sisam), Khios (Sakız) gibi karşı adalara çıktılar. Bu bölgede Deniz Kavimleri hareketleri, iç isyanlar, kuraklıklar ve kıtlıklar gibi değişik nedenler ile oldukça zayıflamış olan Luvili yerli halkı boyunduruk altına alarak 12 kent kurarlar (Miletos, Myus, Priene, Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Erythrai, Klazomenai, Phokai ve Samos il e Khios) ve yerleştikleri bölge bundan sonra İonia olarak anılacaktır.


Aka halklarının Hellas'ı terketmesine neden olan Dor kabilelerinden bazıları ise Peloponnessos'a (Mora yarımadası) yerleşirlerken, bir kısmı Girit, Kıbrıs, Rodos, Kos (İstanköy) gibi adalara ve karşıdaki Anadolu kıyılarına çıkarlar ve burada Halikarnassos (Bodrum) ve Knidos (Datça) gibi kentler kurarlar.

 

Hellence'nin başka bir lehçesini konuşan Aiol kabileleri ise önceleri Hellas'ın Thesselia ve Boiotia bölgelerinde ve karşı adalarda yaşıyorlardı. İlk çağda yaşayan Pseudo Herodotos olarak tanınan bir tarihçi "Homeros'un Hayatı" adlı eserinde Aioller'in, Kuzeybatı Anadolu kıyılarına göçlerinin İ.Ö. 1140 yılında Lesbos (Midilli) adasının işgaliyle başladığını söylemektedir. Ona göre Kyme 1120; Neonteikhos 1112; Smyrna ise 1102 yılında kurulmuştur. Bizans tarihçisi Eusebios ise bu kentlerin içinde sadece Myrina'nın kuruluş tarihini yaklaşık yüzyıl sonraya, İ.Ö.1047 yılına vermektedir.

 

Aiollerin göçü İon göçlerinden daha önce başlamış, ancak dağınık ve uzun süreli olmuş gibi görünmektedir. Söz konusu göçlerin gerçekleştirildiği dönemden en erken 700 yıl sonra efsanelerle karışmış bilgiler veren ilk çağ tarihçilerine göre bu göç iki farklı rotada ve tarihlerde gerçekleşmiştir. Amasyalı tarihçi ve seyyah Strabon'un (İ.S.Erken1.yüzyıl) İ.Ö.5.yüzyıl'da yaşamış tarihçi Hellanikos'dan aktardığına göre "Aioller'in kolonileri Kyzikene'den Kaikos çayına kadar bütün ülkeye dağılmış ve daha da ileri giderek, Kaikos ve Hermos çayları arasındaki toprakları da kaplamıştır. Gerçekten Aiol kolonizasyonunun İon kolonizasyonundan dört kuşak önce olduğunu, fakat geciktirmelerden ötürü daha uzun sürdüğünü çünkü, Orestes'in göç seferinin ilk lideri olduğunu, fakat onun Arkadia'da öldüğünü ve oğlu Penthilos'un onun yerine geçtiğini ve Thrakia'ya aşağı yukarı Heraklidlerin Peloponnesos'a dönüş tarihi olan Troia savaşlarından altmış yıl sonra vardığını; ve sonra Penthilos'un oğlu Arkhelaos'un Aiol seferini Daskyleion yakınında şimdiki Kyzikene'ye yönelttiğini ve Arkhelaos'un küçük oğlu Gras'ın Granikos çayına kadar ilerlediğini ve daha iyi silahlanarak ordusunun büyük kısmını Lesbos'a geçirip burayı işgal ettiğini söylerler ve ilave ederler; Dorus oğlu Kleus ve keza Agammemnon'un soyundan gelen Malaos hemen hemen Penthilos'la aynı zamanda ordularını toplamışlar, fakat Penthilos'un donanması hemen Thrakia'dan Asya'ya geçmiş, Kleues ve Malaos ise uzun süre Lokris ve Phrikios dağı dolaylarında oyalandıktan sonra karşıya geçerek Lokris dağına izafeten adlandırılan Phrikios Kyme'sini kurmuşlardır."


Bu metinden de anlaşıldığı gibi Aioller en kuzeyde Kyzikos'dan (Erdek yakınlarında) ve Granikos (Biga) Çayı'ndan güneyde Smyrna(İzmir) Körfezi'ne dek yayılmışlardı. Halikarnassoslu (Bodrum) Herodotos (İ. Ö. 5. yüzyıl) artık Hellenler tarafından Aiolis olarak adlandırılan bölgede 12 Aiol kentinin ismini vermektedir. "Aiol'ların kentlerine gelince, onlar da şunlardır : Phrikon'un kenti denilen Kyme, Larissa, Neonteikhos, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigaia, Myrina, Gryneia ; eski on bir Aiol sitesi bunlardır; on ikinci olan Smyrna'yı, İon'lar konfederasyondan ayırmışlardır; zira bu siteler de, ana karada hepsi on iki taneydiler. Aiol'ler, toprağı İon'larınkinden daha bereketli, ama havası onun kadar güzel olmayan bir ülkede yerleşmişlerdir.


Aiolis'in en büyük ve en güzel kenti Kyme başkent konumunda idi. Kentin kalıntıları Aliağa ilçesi sınırları içinde Nemrut Limanı mevkiindedir. Menemen ‐ Aliağa karayolu üzerinde eski Çakmaklı yol ayrımının batısında bulunmaktadır. Yaklaşık 20 yıldan beri bir İtalyan kazı heyeti tarafından gün ışığına çıkartılmaya çalışılmaktadır.


İlerleyen bölümlerde de ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi Larissa ve Neonteikhos'un konumları ile ilgili olarak bilim adamları ikiye ayrılmaktadır. şimdilik Larissa'nın Buruncuk köyü üzerinde, Neonteikhos'un ise Yanıkköy üzerindeki Ceneviz Kalesi'ne lokalize edildiğini söylemekle yetinelim. Temnos (veya halkının verdiği isimle Tamnos) yeri üzerinde uzun zamandan beri herhangi bir kuşku yoktur. Menemen ilçesi sınırları içindeki Eski Görece köyü üzerindeki Görece Kalesi bu kentin harabelerini barındırmaktadır. Bölgede söz konusu bu 12 kentten daha fazla antik yerleşme kalıntıları olmasına karşın Killa (veya Kyllene), Notion ve Aigiroessa kentlerinin nerede oldukları bugüne dek saptanamamıştır. Bu üç kente ait olması muhtemelen kalıntılar ile ilgili görüşlerimiz ilerideki bölümlerde tartışılacaktır. Pitane (veya Pitana) bugünkü Çandarlı'nın yer aldığı yarımadanın üzerinde kurulmuştu. Myrina, Güzelhisar (Pythikos) Çayı'nın denize döküldüğü Kalabakhisar mevkiinde bulunmaktadır. Gryneia (veya Gryneion) ise Yeni Şakran'a varmadan hemen önce denize doğru bir dil gibi uzanan küçük yarımadanın üzerinde yer alıyordu. Aigai (veya Aigaiai) 12 Aiol kenti arasında deniz kıyısından en uzakta kurulmuş olanıdır. Yeni Şakran'ın 17 km doğusundaki Köseler köyü sınırları içindeki Gün Dağı'nın üzerinde yer almaktadır. Günümüzde Köseler Kalesi veya Nemrut Kalesi olarak adlandırılır.


Başlangıçta Aioller tarafından yerli kabilelerin elinden alınan ve 12 Aiol kentinin oluşturduğu konfederasyonun en güneyinde ve İonia sınırında olan Smyrna (İzmir) kısa bir süre sonra kuzeye doğru gelişen İon yayılması karşısında direnememiş ve İonlar tarafından ele geçirilmiştir. Belki de uzun süreli bir sızma şeklinde gerçekleşmiş bu işgal yaklaşık 400 yıl sonra Herodotos tarafından daha değişik bir şekilde anlatılmaktadır. "Bakınız nasıl kaybettiler Aioller Smyrna'yı: politik karşıtlarına yenik düşen ve yurtlarından göçen Kolophonlular bu kente sığınmışlardı. Bu Kolophonlu sürgünler, Smyrnalılar'ın, Dionysos bayramını kutlamak üzere surların dışına çıktıkları zamanı beklediler, sonra kapıları kapatıp kenti ele geçirdiler. Bütün Aioller yardıma koştular; bir anlaşma yapıldı; İonlar bütün taşınabilir eşyayı geri verecekler, Aioller da bunları alıp İzmir'den çıkacaklar. İzmirliler kabul ettiler, öbür on bir kent bunları paylaşıp kendi yurttaşları arasına kattılar."


Böylece İlkçağ'da yaşayan tarihçilerin efsane ile karışmış olan bilgilerine göre Hellen göçmenlerinin bölgemizde karaya ilk çıktıkları nokta Kyme olmaktadır. Tarihçi Strabon bu göçü şöyle anlatmaktadır " Söylentiye göre Termopylai'nin üst tarafındaki Lokris dağından, Phrikion'dan hareket eden insanlar, şimdi Kyme'nin bulunduğu yere çıkmışlar ve Troia savaşlarından ötürü kötü durumda olan fakat Kyme'den 70 stadia uzaklıktaki Larisa'ya hakim bulunan Pelasglarla karşılaşmışlar ve halen Neon Teikhos denen kaleyle sınırlarını belirlemişlerdir. Sonra Larisa'yı zapt ederek Kyme'yi kurmuşlar, Pelasglardan az sayıda hayatta kalanları da buraya yerleştirmişlerdir. Kyme'ye Lokris dağından ötürü Kyme Phrikonis denir, aynı şekilde Larisa'ya da Larisa Phrikonis denmektedir."