Arkaik Dönem (İ.Ö.700‐480)


İ.Ö.8. yüzyıl sonları ile 7.yüzyıl başlarında sadece Aiolis için değil, tüm Batı Anadolu için en önemli olay, Kırım Yarımadası'nda yaşayan ve yine kendileri gibi barbar bir halk olan İskitler tarafından Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya doğru kovalanan Kimmer kabilelerinin istilasıdır. Bu atlı ve göçebe kavim özellikle Batı Anadolu'daki uygar kentler üzerinde 70 yıla yakın bir süre boyunca tam bir terör estirmiştir. Orta ve İç Batı Anadolu'da kurulmuş olan Frygia Krallığı bu istila sonucu ortadan kalkmış; efsanevi kral Midas yenilip intihar etmişti. Kimmerler batıya doğru ilerleyerek yukarı Gediz havzasında yeni bir sülale (Mermnadlar) tarafından kurulan Lydia devletine güç anlar yaşatmışlardı. Yeni sülalenin kurucusu kral Gyges bunlarla mücadele ederken hayatını kaybetmiş; aynı zamanda İonia ve Aiolis kentleri de bu saldırılardan paylarını almışlardı. Ancak İ.Ö.605 yılında Lydia kralı Alyattes bunları yenmiş ve Anadolu'dan uzaklaştırmıştı.


İşte bu dönemde bölgemizin en güçlü kenti Kyme ile Orta Anadolu'daki Frygia devleti arasındaki ilişkiler antik kaynaklara yansımışlardır. Kymeli Heraklides ve Aristoteles'in verdikleri bilgiye göre, hangisi olduğu tartışılan Midas adı taşıyan bir Frig kralına Kyme kenti kralı Agamemnon'un kızı Hermodike (bazı kaynaklara göre Demodike) gelin gitmişti.


İonia ve Aiolis'deki kıyı kentlerinin gelişip serpilmeye başladıkları, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'deki ülkelerle yapılan deniz ticareti ve kolonizasyon hareketleri sonucunda zenginleştikleri İ.Ö.7. yüzyıl başlarında Yukarı Gediz havzasında eskiden beri oturan Maion ve Lydhalklarının başına yeni bir sülale geçer. Bir önceki sülalenin son kralı Kandaules'i (köpek boğan) öldüren Mermnadlar sülalesinin kurucusu Gyges Lydia devletini kurar. Gyges'in kıyıdaki Hellen kentleri ile ilişkileri hakkında Herodotos'dan aydınlatıcı bilgi almaktayız. Herodotos'a göre, Gyges tahta çıktıktan sonra Miletos ve Smyrna kentlerine ordu göndermiş ve Kolophon'u ele geçirmiştir. Ayrıca başka bir antik yazara göre de ülkesinin batı sınırında bulunan Spylos Magnesia'sını (Manisa) da ele geçirmiştir. Kral Gyges'in bölgemizdeki Kyme, Temnos ve Neonteikhos gibi Aiol kentleri ile ilgilenip ilgilenmediği hakkında herhangi bir bilgi bulunmamasına karşın, Magnesia'nın ele geçirilmesi stratejik bir geçit olan Gediz (Hermos) Boğazı'nın doğu kısmına hakim olması ile Aiolis için bir tehdit oluşturmuş olmalıdır. Ancak Gyges'in ve daha sonraki Lydia krallarının o dönemde daha zengin olan İonia kentleri ile ilgilenmiş olmaları normal karşılanmalıdır.


Lydia tahtına geçmiş en önemli kral olan Alyattes büyük dedesi Gyges'in batı politikasını daha şiddetli olarak yürütmüş ve İ.Ö.600 yılında Smyrna'yı ele geçirip tahrip etmiş; kent bir müddet iskan edilmeden boş kalmıştı. Alyattes'in İ.Ö.563 yılında ölmesinden sonra tahta bugün de halkımızın Karun olarak tanıdığı Kroisos (Krezus) geçti. Bu kral da Lydia devletinin batı kıyısı ile ilgili geleneksel politikalarını uygulamayı sürdürdü. Bu politikanın nasıl yürütüldüğünü Herodotos'un sözlerini burada aktararak görelim "Alyattes ölünce krallık o zaman otuz beş yaşında olan oğlu Kroisos'a geçti. Ephesos'lulardan başladı Yunanlılara karşı saldırılarına, çevresi kuşatılan Ephesos'luların, Artemis tapınağına kadar bir ip uzatıp tapınağı kale bedenine bağlamaları, bu suretle kentlerini tapınağa adanmış ve onun bir parçası haline gelmiş saymaları o zaman olmuştur. İşte Kroisos'un ilk olarak saldırdığı bunlardı, sonra öbür İon ve Aiol halklarına geldi sıra, bunların her birine bir çeşit suçlama yöneltiyordu, ciddisini bulduğu zaman ciddi, bulamadığı zaman önemsiz bahaneler."


Kroisos'un iktidarı döneminde Lydia krallığı en büyük sınırlarına ulaşmış oldu. Lydia'daki altın madenlerinin de işletilmesi ve ticari ilişkiler sonucunda, efsaneler halinde günümüze de yansıyan zenginlik doruğa ulaştı. Ancak bu zengin ve mutlu krallık çok ani ve beklenmedik bir gelişme ile ortadan kalktı. Lydia Krallığı'nın Kızılırmak’ta sınır komşusu olan İran devleti ile Alyattes döneminde başlayan mücadeleleri İran tahtına Pers soyundan Kyros'un geçmesi ile yeniden başladı. Sınırlarını Kızılırmak'ın ötesine taşımak ve Kapadokya'yı ele geçirmek isteyen Kroisos İran'a sefer açtı. Ancak İran ordusu ile yapılan bir savaşta yenen ve yenilen belli olmadı (İ. Ö. 547). Bunun üzerine Kroisos başkent Sardeis'e döndü. Ancak Kyros ordusu ile İran'a dönmemiş bir günlük bir mesafeden Kroisos'un ordusunu takip ederek Sardeis önlerine dek gelmişti. Kentin önlerinde yapılan bu sürpriz savaşta Lydialılar yenilmiş, Kroisos esir düşmüş ve güçlü Lydia krallığı neredeyse bir gün içinde yıkılmıştı.


Bu sürpriz gelişme o güne dek süren uzun bir mücadeleden sonra Lydia devleti ile ilişkilerini belli bir dengeye ulaştırmış olan İon ve Aiol kentlerini yeni ve daha güçlü bir düşmanla karşı karşıya getirdi. Kısa süren bir mücadeleden sonra kıyıdaki tüm Hellen kentleri yaklaşık 200 yıl süren İran boyunduruğu altına girdiler. İranlılar Hellen kentlerinin başına yandaşları tyranları (diktatör) atayarak kendi iç işlerinde serbest bıraktılar. Her yıl Hellen kentlerinden çok büyük miktarlarda vergi alarak tüm Anadolu'yu idari bölgelere ayırdılar ve çoğunluğu İran kökenli satraplarla (bir çeşit vali) bu bölgeleri yönettiler. Bu dönemde Aiolis merkezi Sardeis olan İonia (Pers dilinde Yauna veya Yawana) satraplığı içinde yer aldı.


Pers işgalinin ilk dönemlerindeki önemli olaylar içinde Güney Aiolis kentlerinden Kyme ve Larisa'nın adları sadece Herodotos'un bir pasajında geçmektedir. Kyros ülkesine geri dönmeden önce ele geçirdiği Lydia hazinesini İran'a getirmesi için Paktyas adlı bir Lydia'lıya teslim eder. Kyros ayrıldıktan sonra yanındaki hazine ile isyan eden Paktyas, üzerine bir Pers ordusu gönderilince Kyme'ye sığınır. Kymeliler kendilerine sığınanı teslim etmek istemezler; ancak Pers baskısıyla onu Lesbos adasına gönderirler.


İ.Ö.499 yılında Pers yönetimine karşı başlayan İonia İhtilali'ne dek bölgede kayda değer herhangi bir olaydan antik kaynaklar söz etmemektedir. Ancak Pers kralı Dareios'un İ.Ö.512 yılında Trakya'ya İskitler üzerine yaptığı seferde Kyme tiranı Aristogoras'ın kendi gemilerinden bir filo donattığını ve bu sefere büyük kral ile birlikte çıktığını bilmekteyiz.


Kyros Kroisos'u yendikten sonra, Lydia ordusunda paralı asker olarak görev yapan ve daha sonra kendisine katılan Mısırlıları Larisa'ya yerleştirir. Kent bu nedenden dolayı uzun bir süre "Mısırlıların Larisa'sı" olarak anılır ve daha sonra da görüleceği gibi sonuna kadar İran yönetimine bağlı kalır.


Pers Kralı Dareios'un İskit seferinden sonra Trakya ve Karadeniz kıyıları ve boğazların kontrolü İran egemenliği altına girdi. Böylece başta Miletos olmak üzere Batı Anadolu'daki Hellen kentlerinin Karadeniz ile olan ticareti engellenmiş oldu. Miletos İ.Ö.8.yüzyıldan başlayarak Marmara ve Karadeniz kıyılarında kurmuş olduğu çok sayıda koloni ile adeta bir deniz imparatorluğu oluşturmuştu. Ayrıca Persler'in İonia satraplığı aracılığı ile Hellen kentlerinden topladığı ağır vergiler de hoşnutsuzluğu arttırıyordu. İ.Ö.499 yılında Miletos tiran vekili Aristagoras önderliğinde başlayan başkaldırma kısa sürede tüm Batı Anadolu kentlerine ve Kıbrıs'a dek yayıldı. Hellas'daki bazı kentlerden de yardım sağlayan isyancılar Hellen kentlerinin başında bulunan Pers yandaşı tiranları devirdiler. Devrilenler arasında Kyme tiranı Herakleides oğlu Aristagoras da vardı.


Başlangıçta isyancıların bazı başarılar kazanmış olmalarına karşın, Persler yeniden güçlü bir ordu toplayarak Batı Anadolu'daki kentleri tek tek yeniden ele geçirdiler ve sonunda İ.Ö.494 yılında ihtilalin lider kenti Miletos'u tahrip ederek isyanı bastırdılar. Larisa, Neonteikhos ve Temnos'un İonia İhtilali sırasındaki tavırları ile ilgili bilgimizin olmamasına karşın, Kyme vatandaşlarının bu harekete fiilen katıldığını biliyoruz. İhtilalin bastırılması sırasında Sardes valisi Artaphrenes ile general Otanes'in ele geçirdiği kentler arasında Kyme ve Klazomenai de vardı.