Kolonizasyon Sonrası Belirsizlik Dönemi (İ.Ö.1000‐700)


Yukarıda sözü edilen eski çağ tarihçilerinin Aiolis'in kolonizasyonu ile ilgili verdikleri bilgileri bir araya topladığımızda şöyle bir sonuç çıkmaktadır. Aioller İ.Ö.1120 ile 1050 yılları arasında Hellas'dan kafilelerle gelip önce Kyme kıyılarına çıkmışlar, bölgenin yerli halkı Pelasgların korkusuyla burada bir kent kurmadan önce Larisa'yı ele geçirmek istemişler, ancak bu harekatı Larisa'ya uzak olan Kyme'den yürütmek yerine daha yakın olan bir yerde Neonteikhos'u kurmuşlardı. Aiolis'deki kent adları içinde tartışmasız Hellence olan tek isim Neonteikhos'dur ve Hellence "Yeni Duvar, Yeni Sur veya Yeni Kale" anlamındadır. Buradan yaptıkları bir akınla da Larisa'yı ele geçirmişlerdi. Ancak bundan sonra Kyme'de bir kent inşa etmişler ve Larisa'daki Pelasgları da buraya yerleştirmişlerdi.


Efsanelerle karışmış tarihsel bilgilerden hareketle bu olayların sanki kısa bir sürede gerçekleştiği sonucu çıkmaktadır. Ancak bölgemizdeki Kyme ve Larissa'da gerçekleştirilen kazılar ile Neonteikhos (Yanıkköy), Temnos (Görece), Palaudis (Emiralem Asarlıktepe), Melanpagos (Yamanlar Gökkaya), Herakleia (Emiralem‐Ballıkkayası) gibi antik isimleri bilinenlerle Boztepe (Asarlık), Küçükkale (Hatundere) gibi antik isimleri saptanamayan yerleşmeler üzerinde yapılan yüzey araştırmaları, ilkçağ tarihçileri tarafından verilen kuruluş tarihlerini şimdilik doğrulamamaktadır. Kıyıda kurulan ilk yerleşme olan Kyme'de 1900’lerde yıllarından beri aralıklarla değişik ekipler tarafından yapılan kazılarda ele geçen buluntular İ.Ö.8. yüzyıldan daha erken bir döneme gitmemektedirler. Aynı şekilde Larisa'da da yapılan kazılardan elde edilen sonuçlara göre, İ.Ö.2. binin sonunda terk edilen yerleşmenin yeniden iskan edilmesi en az 500 yıl sonra gerçekleştirilmiştir. Burada en erken Hellen çanak çömleği bugünkü bilgilerimize göre İ.Ö.800 sonralarına aittir. Diğer yerleşmelerde de durum aynı olup elde edilen buluntular tüm Hellen dünyasının uyanışa geçtiği ve yeni bir uygarlığın filizlendiği İ.Ö.8.‐7. yüzyıllardan daha erken değildir.


Tüm bu kazı ve yüzey araştırmalarından çıkan arkeolojik sonuçlar önce Kyme'de, çok az sayıda ve gerek kıyıdaki gerekse iç kısımlardaki geniş arazilerin tarıma açılması veya mera olarak kullanılması için oldukça yetersiz bir nüfusla başlayan Hellen iskan hareketi ancak üç yüzyıl boyunca çok ağır bir şekilde meyvelerini vermiş, nüfus artışı ve ekonomik güç elde edilmesi sonucunda kentleşme yaygınlaştırılmıştır. Özellikle Strabon'un bir cümlesi dikkate alındığında bu yavaş gelişen iskan politikasının ipuçlarını yakalamak mümkündür " Aiolis kentlerinin en iyisi ve en büyüğü Kyme'dir. Burasının Lesbos'la birlikte sayıları otuza varan ve halen çoğu yok olmuş bulunan diğer kentlerin metropolis'i [kurucu ana kenti] olduğu söylenebilir.". Strabon'un bölgemiz ile ilgili verdiği bu bilgi arkeolojik verilerle de doğrulanmaktadır. Gerçekten de İ.Ö.1. yüzyıl‐İ.S.1. yüzyıl'da, Batı Anadolu'da Roma egemenliğinin başlarında yaşamış olan Strabon'un döneminde Aiolis'de daha önce kurulmuş birçok kent ortadan kalkmış veya terk edilmeye yüz tutmuştu.